AKVADİ DÜNYASI HİKAYESİ
Ezelden beri bütün kainat, iyi ile kötü tanrılar arasındaki çekişmeye sahne olmuştur.
İyi tanrılar, evrendeki dünyalara aydınlık ve barış getirmeye çabalarken, kötü tanrılar onlardan çok daha fazla karanlık ve yıkım getirmiştir. Nötr tanrılar ise iyiler ve kötüler arasındaki dengeyi kurmaya çalışmakta ancak bu ezeli çekişmenin sonu gelmemektedir.
Bu çekişmelerin sonunda iyi tanrılar, kötülerden gizli olarak tüm evrene ışık ve güç sağlayacak özel bir yer yaratmaya karar verirler ve sonsuz boşluğun uzak köşelerinde bir yerde harikalarını yaratmaya başlarlar.
Ak şelaleler masmavi sulara akarken, gümüşi binalar yükselir yemyeşil çimlerden. Bembeyaz köprüler toprakları birbirine bağlar. Gümüşten kuleler ak bulutları delerek göğe yükselir. Yaratıcılarının yüceliğini gösterircesine...
"Akvadi" ismini koyarlar yarattıkları bu olağanüstü bölgeye. Dört bir yanını topraklarla, büyülerle çevirir saklarlar. Kötü tanrıların bu yeni dünyayı keşfetmesi uzun sürmez. Üstelik keşfettiklerinin sadece basit bir dünya olmadığını, içinde zamanın başlangıcından bu yana görülmemiş olağanüstü bir ilahi güç kaynağının bulunduğunu da fark ederler.
Nötr tanrılar ise yeni bir çatışmanın doğacağını fark ederek Akvadi Dünyası'na gelirler. İyi tanrı ve tanrıçaların Akvadi'yi saklama ve koruma, Kötü'lerinse bulma ve ele geçirme için birinden biri pes edene dek bu dünyada kalacaklarını gördüklerinde, kendileri de yine dengeyi sağlamak amacıyla bu dünyada kalırlar.
Binlerce yıl sonra hala hiçbir taraf pes etmemiş, Akvadi bulunamamış, tanrılar arasındaki bu efsane yaşayanlara kadar öyküler ve masallar eşliğinde uzanmıştır.